
Bu sefer 1 ay sonra tekrar döndüm buralara, tabii daha çok kontrol eder olsam da sayfayı, yazacak şeyler olması için yaşanmış şeyler de olması gerekiyor...
Şu sıralar olaylar bağlantılı olduğundandır tabii, yine bir alttaki konuya devam ve geliştirme niteliğinde olacak bu yazı da.
Beklemeyi sonu gelmez bir yarış olarak düşündüğümde, ne tarz bir yarış olduğunu da belirlemek geldi aklıma... En başta olayı bir koşu yarışı olarak düşündüm. Hedefi göremediğiniz, bitirmeye yakın ya da uzak olduğunu göremediğiniz bir yarış. Sadece koştuğunuz, ve en önemlisi tek başına koştuğunuz bir yarış. Sizi tribünlerden izleyen, uzaktan bağıran bir sürü kişi oluyor ve bazen onların desteğini yanınızda hissediyorsunuz ama o gözükmeyen bitişe doğru koşan kendinizden başkası olmuyor.
Peki hedef gerçektende orada mı bekliyor bizi? Amacımız gerçektende oraya ulaşmak mı? Bu noktada hata olduğunu düşünürken, bayrak yarışı mantığı geldi aklıma. Amaç bitiş çizgisine ulaşmaktan çok, elimizdeki bayrağı düşürmeden sonuca götürmek değil mi ? Yarış pistine hayattan bir dilim adını versek ve bu yolda her zaman hedefimizi görerek koşuyor olsak? Benim aklıma daha çok yattı açıkcası bu benzetme.
İşte bu benzetme de zaten 2 düşünceyi de yanında getirdi:
İlki, bayrağı her zaman elimizde taşıyor olmak, gayet ağır ve gittikçe de ağırlaşan bir yük kendisi. Bırakmak istesekte, bıraksak ilerleyebilsekte, en sona vardığımızda elimizde tutmak istediğimiz o bayrak olmayacak mı? Peki o bayrağı her zaman görüyor olmanın verdiği etki? Bayrağı tuttuğunuz halde işe yarayacağı zamanın bitiş çizgisinde olacağı? Her geçen gün daha da ağırlaşması; yaklaşıyor olsanızda yorulmaya başlamanızla gelen bırakma hissi...
Hadi götürdük bayrağı bitiş çizgisine diyelim. Aslında başlı başına bir yazı olabilecek bu 2.düşünce de tam bu noktada ortaya çıkıyor zaten: Bitiş çizgisinde bayrakla ne yapmalı? Hedefe doğru koşarken bütün düşünce hedefe yönelik ama ulaştıktan sonra insanın ne yapacağını hesaplaması zor. Koştuğun hedefe her yaklaştığın saniye, bu belirsizliği de bir o kadar kendine çekmek oluyor. Bir anlık amaçsızlık, hedefsizlik, uzun süredir koşulan bir yarışın bitmişlik hissi. Bu kısım zamanı geldiğinde anlaşılacak duygular içeriyor sanırım, fazla irdelemem yersiz. Ancak bazen korkuttuğu bir gerçek.
Bu kadar düşünce yeterli sanırım.
Koşmaya devam...
0 Kişi Ne Demiş:
Yorum Gönder